7 Ocak 2015 Çarşamba

69. MEKTUP; İSTANBUL İYİ BİRİ OLMAK İÇİN FAZLA KALABALIK!


Geceleri  normalden biraz daha erken yatar oldum, kış yorgunluğu sanıyordum ama başka bişeyden daha şüpheleniyorum; sanırım yatmadan önce yüzüme sürdüğüm kremin kokusu beni sersemletiyor… çok saçma deme. Yeni nesil organik kremlerin içinde sedatif etkili bazı bitki ve yağ özleri var. Öyle işte daha elimdeki kitabın birkaç sayfasını çevirmeden gözlerim kapanıyor; uykuya eğilimli ruh halim malum; dalıveriyorum…
O günlerden birinde rüyamda kör olduğumu gördüm;
ama görüyordum. Yani öyle değil, başka türlü görüyordum.
Anlatıcam:
Aslında  kör olduğum için acayip endişe duyuyor ama aynı zamanda görebildiğim için kendi kendime bu durumun biraz abartılmış olduğunu söylüyordum. Kör olmanın yani…
Anlatamıyorum aslında çok tuhaftı.
Kör olmuştum; bir anda karanlık çökmüştü. Önce karanlıkla birlikte kaygılı bir korku… hani kaygı mı korkuyu çağırıyor korku mu kaygıyı bilemezsin ve ürperirsin tam olarak neye ürperdiğini bilmeden… öyle bişey. Bir anda kör olduğum için ve çok uygunsuz bir yerde kör olduğum için ( sanki kör olmak için uygun bir yer ve zaman varmış gibi) yerlere yuvarlanacağımı ve ve uzun süre kalkamayacağımı filan düşünüyorum. Körlükle ilgili tek kaygım bu mu gerçekten diye de kendime sormadan edemiyorum; rüyamda bile ne kadar sığım. 
Sonra bir an nefes alıyorum ve kör olduğum halde gördüğümü fark ediyorum yani aslında körlük görenlerin türettiği bir kavrammış; ve körlüğe dair korku ve kaygı… ve pejoratif bir sürü başka şey…
yani aslında kör olanlar görüyorlarmış;  görenlerin gördüğü gibi değil ama başka türlü…dolayısıyla o başka bir yetiymiş ve insan sadece kör olduğunda bu yetiye sahip oluyormuş ve hiç de korkulacak bişey yokmuş; başka bir dünyaymış ve o dünyada görmek o kadar önemli değilmiş çünkü. rüyamda bunun ayırdına varıyorum bir saniye içinde tuhaf bir aydınlanma yaşıyorum, heyecanlanıyorum, hevesleniyorum ve neredeyse çok mutluyum… kendi kendime bu yeni durumuma adaptasyonumun çok uzun sürmeyeceğini düşündürürken birden bütün ışıklar yanıyor ve yeniden görür oluyorum. Şimdi de çok acayip bir hayal kırıklığı yaşıyorum rahatlamayla birlikte… çünkü aslında alışık olduğum görme yetisiyle alışık olmadığım görme yetisi arasında bir seçim yapacak olsam arafta kalabileceğimi düşünüyorum. Rahatlıyorum ama… aması var işte. Dedim ya garip bir hayalkırıklığı.

Geçen gece; erken yatmadığım gecelerden biriydi… seni son gördüğüm yerde, tam bu rüyayı düşünürken ; ne garip olduğunu; niye garip olduğunu ve tüm o yukarda anlatmaya çalıştığım hisleri; sabahın o saatinde düşünecek başka bir şey mi yoktu da… yuvarlanıyordum neredeyse; tam o basamakta; topuğum kaydı ve kendimi bedenen toparlamaya çalışırken sana yazmayı özlediğimi hatırladım.

sevgiler
jane


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder