Tam şeyi okuyordum, Gertrude Stein’ın “yitik kuşaksınız”
diye çıkıştığı anısını Hemingway’in ki ; böyle apartmandan abartılı merdiven
inme sesleri geldi. Belli ki üst katlarda yaşayan öğrenci gençler var, evde
toplanıp takılıyorlar sonra da nedense asansörü kullanmayıp merdivenden
iniyorlar, nedensesi mi var canım, 4 kişiden fazla olmalılar ki asansöre
sığmadıkları için geri kalanlar merdiveni kullanıyorlar pektabi. Çok enerjikler,
merdivenleri üçer beşer atlayarak ve hayvani sesler çıkararak inmelerini buna
bağlayarak hoş görüyorum.
Gertrude Stein’ın eski model bir ford’u varmış. Ateşleme
donanımında arıza olduğu için tamire götürmüş. Tamircide çalışan çocuk,
Gertrude’un arabasına gereken ilgi ihtimamı göstermemiş, Hemingway’in anlattığına
göre işin aslı; Gertrude’a “öncelik tanımamış” ,ciddiyetsizmiş, işinde de pek ehil değilmiş sanki neyse,
Gertrude bayaa bi sinirlenmiş ve şikayet etmiş garajın sahibine o da oğlana
fırçayı kaymış Gertrude’un önünde; arada
da “hepiniz yitik kuşaksınız be!” diye bir cümle sarfetmiş. Sonra Gertrude bu
cümleyi ortamda, Hemingway gibi -o zaman için- yeni yetme yazarları haşlamak
için sık sık kullanır olmuş. Tersi çok pismiş Gertrude Stein’in.
Neyse duvarlar kağıt gibi biraz da, evde televizyon vs. açık olmayınca öksürsen duyuluyor. Sabah da alt kattaki adamın skype toplantısına iştirak etmek mecburiyetinde kaldım mesela. Duvarların bu kadar ince olması bir zaman beni endişelendirmişti de, bir mimar arkadaşıma danışmıştım. O da, duvarların ince olmasının muhakkak inşaat kalitesizliğine bağlanamayacağını hatta bazı durumlarda daha kaliteli olduğunu kanıtlayabileceğini anlatmıştı. Neden öyle olduğunu hiç hatırlamıyorum tabi, mühim olan, insanın içine su serpenin bir bilimsel açıklamasının olması. Gerisi teferruat benim için.
Neyse sesler benim dairenin önünde bir ara duraksadı, farklı bir hal aldı. Sanki içlerinden biri yere bişey düşürdü onun için durdu. O esnada ışık söndü. Diğeri ışığı yakmak için düğmeye yürüdü. Bir diğeri yere bişey düşüren arkadaşının yere düşürdüğü şeyi aramasına yardım etti... filan gibi bir duraksama… yani merdiven iniş (ya da atlayış mı demeliydim)sesleri bir süreliğine kesildi. Hatta bir ara sanki kapıya vuruldu gibi hissettim ve hole doğru yürüdüm. Delikten baktım apartman boşluğunun karanlığını görünce tekrar salona döndüm. Zaten bir süre sonra da okuduğum şeye daldım, geçti gitti. Yarım saat sonra falan su içmek için mutfağa gittim, ama su kasasını içeriye almadığımı hatırladım. Şimdi şişe sular yeniden kolay erişilebilir oldu ya bir süredir; cam şişe su sipariş ediyorum. İşte onlar da 12’li şişelik kasalarla geliyor, bazan içeri almaya çok üşeniyorum, kolayından, kapıyı açıp kasanın içinden bi şişe alıyorum gerisini orada bırakıyorum. Geçenlerde misafirliğe gelen bir arkadaşım bu üşengeçliğime çok güldü. Kapıyı çalarken kasadaki boş kısmı görünce, sucunun bir şişe eksik getirdiğini düşünmüş.
Neyse uzatmayayım diyeceğim ama uzattım uzattığım kadar zaten; kapıyı açtım kasadan bir şişe çektim ki şişe boş. Aaa dedim, hayır tamam şişeyi alıyorum ama boşunu tekrar dolu şişelerin arasına kasaya koymak gibi bir saçmalık yapmıyorum tabiki, bir tane daha aldım o da boş. Yavaş yavaş ayıldım, bir tane daha ve sonunda kasamdan tam 4 şişe suyun açılmış içilmiş ve boş şişelerin kasaya tekrar koyulmuş olduğu gerçeğiyle yüzleşirken ki suratımın halini ben de görmek isterdim. Önce baya bi sinirlendim itiraf edeyim. Bu yukardaki gençler olmalıydı sularımı içen. Çünkü bizim apartman öyle kimin girip çıktığı belli olmayan şehirdeki eski evim gibi değil. Bi kere site apartmanı, fast food’cu ve işte bu yukardaki gencin arkadaşlarından başka, apartmanda yaşamayan insan çok nadir giriyor binaya. Onlar da asansör kullanıyorlar. Yani kat aralarında dolaşan bir tek bu gençler var anlayacağın. Yok yok valla hiç iftira atmıyorum bunlar onlardı hakikaten.
Önce baya bi sinirlendim dedim ya;
yok!
köpürdüm sinirden hiç yalan söylemeyeyim.
“Hırsızlık olm bu, ananız babanız öğretmedi mi? hem çocuk musunuz siz? Aman ne komik” filan diye söylenmeye başladım evin içinde. Yukarıya çıkıp arkadaşlarının kapısına dayanmayı düşündüm, güvenliğe şikayet etmeyi de düşündüm. Sonra biraz sinirim yatışınca gülmeye başladım. Sonra misilleme bir muzurlukla karşılık vermek istedim ama bulduğum muzurluk çok zalimce gelince vaz geçtim. Şişeleri boşaltıp musluk suyuyla doldurmak fikri oldukça evil bir teşebbüs olurdu valla utanarak sıkılarak yazıyorum. Hatta bunu düşündüğüm için kendime de biraz üzüldüm yani. İnsan aptal durumuna düşüp bunu hazmedemeyince kantarın topuzunu kaçırıyor hemen. Neyse işte sonunda kasadaki bütün şişeleri içeriye taşıdım ve a4 kağıda büyük harflarle “HEPİNİZ YİTİK KUŞAKSINIZ” !!! – İMZA : GERTRUDE STEIN ” Yazıp kasanın üstüne bıraktım.
Bi kasa bira bırakmak da güzel hareket olurdu tabi… bilmem belki yaparım sonra…
yok!
köpürdüm sinirden hiç yalan söylemeyeyim.
“Hırsızlık olm bu, ananız babanız öğretmedi mi? hem çocuk musunuz siz? Aman ne komik” filan diye söylenmeye başladım evin içinde. Yukarıya çıkıp arkadaşlarının kapısına dayanmayı düşündüm, güvenliğe şikayet etmeyi de düşündüm. Sonra biraz sinirim yatışınca gülmeye başladım. Sonra misilleme bir muzurlukla karşılık vermek istedim ama bulduğum muzurluk çok zalimce gelince vaz geçtim. Şişeleri boşaltıp musluk suyuyla doldurmak fikri oldukça evil bir teşebbüs olurdu valla utanarak sıkılarak yazıyorum. Hatta bunu düşündüğüm için kendime de biraz üzüldüm yani. İnsan aptal durumuna düşüp bunu hazmedemeyince kantarın topuzunu kaçırıyor hemen. Neyse işte sonunda kasadaki bütün şişeleri içeriye taşıdım ve a4 kağıda büyük harflarle “HEPİNİZ YİTİK KUŞAKSINIZ” !!! – İMZA : GERTRUDE STEIN ” Yazıp kasanın üstüne bıraktım.
Bi kasa bira bırakmak da güzel hareket olurdu tabi… bilmem belki yaparım sonra…
Şeye sevindim,
şeye işte…
şeye işte…
Bu klip de çok güzel
Sevgiler
Jane
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder