22 Aralık 2012 Cumartesi

55. MEKTUP; Bİ DEĞİŞİK TAKVİM HİKAYESİ


Zamanında Mayalarla  ilgili bir kitap çevirmiştim,  “ne kitap olsa çeviririm sir”lü yeni mezun günlerimdi.  Amaan ne çileydi bilemezsin. İki bölümden oluşuyordu kitap ilk bölüm mayalar ve azteklere ait yalan yanlış ama çok keyifli mitolojik bir takım toplama zırvalarla doluydu.  Zaten kitabı alırken de sadece ilk kısmını incelemiş dişime göre bulmuştum. Adam üç ay süre vermişti de artizlik yapıp ben size iki, bilemedin iki buçuk ayda teslim ederim bunu demiştim.

Adam, kurt yayıncı; gülümseyip, tamam pek güzel o zaman geri kalan süreyi titiz redaksiyona ayırırız demişti. İlk bölümü 1 ayda bitirmiştim hakikaten, o zaman “vaay be ne çevirdim ama” dediğim çeviriyi şimdi okumaya utanıyorum ne yalan söyleyeyim, çaylak heyecanı ne güzel histir yarabbi,  dünyayı bir voleybol topu boyutuna indirir; smacı basar, sayıyı alırsın.

Mevzu dağılmasın, ikinci bölüm astrofizik kısmıydı ki çevirisi ve redaksiyonu tam beş ay sürdü. İşte orda şu meşhur takvimle ilk defa karşılaşmıştım.  Gerçekten garip bir diagramdı. İlgimi çeken bikaç bişey olmuştu. Mayaların 20lik sistem kullandıkları, 20 kin’in bir unial, 18 unialin bir tun (bir yıl/tun 360 gün ediyor) 20 tun’un 1 katun, ve 20 katun’un da 1 baktun  yaptığı… bir ayın içindeki tüm günlerin ayrı ayrı isimleri olduğu gibi... ki bu çok hoşuma gitmişti.
Şöyle ki;

İmix : sea dragon/water /wine (bi karar verememişler)
İk: air/life
Akbal: night
Kan: corn
Chicchan: serpent
Cimi: death
Manik: deer/grasp
Lamant: rabbit
Muluc: rain
Oc: dog
Chuen: monkey
Eb: broom
Ben: reed
İx: jaguar
Men: bird/eagle/wise one
Cib: owl/vulture
Caban: force/ earth
Eznab. Flint/knife
Cauac: storm/tun
Ahau: lord

Bunun dışında enteresan olan, tun yani yıl 360 gün kabul edilmekle birlikte takvimde “haab” diye belirttikleri periyod aslında 365 gün. ama o son beş günün ismi yok çünkü o son beş gün, şanssız günler diye kabul edilmiş. Bunun göreceli olduğu belirtilmiş, çünkü şans kavramına da  (bilgi kavramı gibi) rölativ bakıyor mayalar.
Yılın son beş günü.
Mayalar için her yılın o son beş günü; kendine ayar çekme günü.  Bu kitaba göre mayalar her yıl kıyamete hazırlanıyorlar, yaşadıkları yeri yerle bir ediyorlar, herşeyi yakıyorlar ve yüksek bir tepeye çıkıp o malum gezegenin o malum yıldızın önünden geçmesini izlemeye koyuluyorlar.  Galaktik bir öpüşmeye maruz kalırlarsa da kısmet artık diyip…

Bunu ilk okuduğumda şöyle düşünmüştüm; bence her insanın bunu yaşamaya ihtiyacı var, ruh sağlığı için muhteşem bir şey bu. Yakıp yıkma cesareti yeniden yapma ruhu, ruh temizliği, dünyevi korkulara başa gelen çekilir diyebilme falan filan gibi bir felsefe yatıyor altında sanki.   Şey gibi mesela;  amansız bir hastalığa yakalanmışsın ve ömrünün son beş günü olduğunu öğreniyorsun, sana bu şans veriliyor yani.  Beş gün sonra da “ah hay allah röntgenler karışmış kusura bakmayın” diyorlar. Sen de “ ah siz kusura bakmayın ama bilemezdim ki” diyorsun.   Bunun gibi bişey yani, yaptığın hiç birşeyden sorumlu tutulamayacağın bir beş gün. Tabi tam öyle de değil de… çünkü bi de çıkmayan candan son ana kadar umut kesilmez hadisesi var onun için ağır olmak lazım… orda da ‘kurtuluş umudu’ devreye giriyor ki, bu tepeye çıkma durumu sadece galaktik öpüşmeyi  net izlemek için iyi yer kapma mantığıyla mı yapılıyordu acaba yoksa altında bir salvation ümidi mi yatıyordu? Her insan evladı kurtuluş ümidi taşıyordur elbet çaktırmadan. Yani dolayısıyla bu şirinceye taşınanları hiç ayıplamadım ben ama bana sevan nişanyan ters… bir tek o var yani…  

Sonra bir de takvimin bir güzelliği daha var: şimdi yıl 360 günde bitince her 361. Gün aynı isimle başlıyor yani mesela doğum günün bizim takvimde bi yıl pazartesi, öbür yıl Salı, öbür yıl Çarşamba filan diye gidiyor ya bunlarda öyle değil hep aynı isim. Bu da bir tür burç gibi algılanabilir. Biraz karışık ama olsun hoş yani.
Neticede kıyamet kopmadı diye mayaları itip kakamamak lazım kıyamet de göreceli bir fantezi en nihayetinde, bir adrenalin rush, bir ayar çekme an itibarı ile…

Hepimize iyi ayarlar olsun.

temiz bir uyku çektiğin, ince belli bardakta tavşan kanı, mis kokulu bir sabah bir bakmışsın 2013 olmuş. 

Yeni yıl dileğim budur.
sevgiler
Jane

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder