Zamanında Mayalarla ilgili bir kitap çevirmiştim, “ne kitap olsa çeviririm sir”lü yeni mezun
günlerimdi. Amaan ne çileydi bilemezsin.
İki bölümden oluşuyordu kitap ilk bölüm mayalar ve azteklere ait yalan yanlış
ama çok keyifli mitolojik bir takım toplama zırvalarla doluydu. Zaten kitabı alırken de sadece ilk kısmını
incelemiş dişime göre bulmuştum. Adam üç ay süre vermişti de artizlik yapıp ben
size iki, bilemedin iki buçuk ayda teslim ederim bunu demiştim.
Adam, kurt
yayıncı; gülümseyip, tamam pek güzel o zaman geri kalan süreyi titiz
redaksiyona ayırırız demişti. İlk bölümü 1 ayda bitirmiştim hakikaten, o zaman “vaay
be ne çevirdim ama” dediğim çeviriyi şimdi okumaya utanıyorum ne yalan
söyleyeyim, çaylak heyecanı ne güzel histir yarabbi, dünyayı bir voleybol topu boyutuna indirir; smacı basar, sayıyı alırsın.
Mevzu dağılmasın, ikinci bölüm astrofizik kısmıydı
ki çevirisi ve redaksiyonu tam beş ay sürdü. İşte orda şu meşhur takvimle ilk
defa karşılaşmıştım. Gerçekten garip bir
diagramdı. İlgimi çeken bikaç bişey olmuştu. Mayaların 20lik sistem
kullandıkları, 20 kin’in bir unial, 18 unialin bir tun (bir yıl/tun 360 gün
ediyor) 20 tun’un 1 katun, ve 20 katun’un da 1 baktun yaptığı… bir ayın içindeki tüm günlerin ayrı
ayrı isimleri olduğu gibi... ki bu çok hoşuma gitmişti.
Şöyle ki;
Şöyle ki;
İmix : sea dragon/water /wine (bi karar verememişler)
İk: air/life
Akbal: night
Kan: corn
Chicchan: serpent
Cimi: death
Manik: deer/grasp
Lamant: rabbit
Muluc: rain
Oc: dog
Chuen: monkey
Eb: broom
Ben: reed
İx: jaguar
Men: bird/eagle/wise one
Cib: owl/vulture
Caban: force/ earth
Eznab. Flint/knife
Cauac: storm/tun
Ahau: lord
Bunun dışında enteresan olan, tun yani yıl 360 gün kabul
edilmekle birlikte takvimde “haab” diye belirttikleri periyod aslında 365 gün. ama o son beş günün ismi yok çünkü o son beş gün, şanssız günler diye kabul
edilmiş. Bunun göreceli olduğu belirtilmiş, çünkü şans kavramına da (bilgi kavramı gibi) rölativ bakıyor mayalar.
Yılın son beş günü.
Mayalar için her yılın o son beş günü; kendine ayar çekme günü. Bu kitaba göre mayalar her yıl kıyamete hazırlanıyorlar, yaşadıkları yeri yerle bir ediyorlar, herşeyi yakıyorlar ve yüksek bir tepeye çıkıp o malum gezegenin o malum yıldızın önünden geçmesini izlemeye koyuluyorlar. Galaktik bir öpüşmeye maruz kalırlarsa da kısmet artık diyip…
Yılın son beş günü.
Mayalar için her yılın o son beş günü; kendine ayar çekme günü. Bu kitaba göre mayalar her yıl kıyamete hazırlanıyorlar, yaşadıkları yeri yerle bir ediyorlar, herşeyi yakıyorlar ve yüksek bir tepeye çıkıp o malum gezegenin o malum yıldızın önünden geçmesini izlemeye koyuluyorlar. Galaktik bir öpüşmeye maruz kalırlarsa da kısmet artık diyip…
Bunu ilk okuduğumda şöyle düşünmüştüm; bence her insanın
bunu yaşamaya ihtiyacı var, ruh sağlığı için muhteşem bir şey bu. Yakıp yıkma
cesareti yeniden yapma ruhu, ruh temizliği, dünyevi korkulara başa gelen
çekilir diyebilme falan filan gibi bir felsefe yatıyor altında sanki. Şey gibi
mesela; amansız bir hastalığa
yakalanmışsın ve ömrünün son beş günü olduğunu öğreniyorsun, sana bu şans
veriliyor yani. Beş gün sonra da “ah hay
allah röntgenler karışmış kusura bakmayın” diyorlar. Sen de “ ah siz kusura
bakmayın ama bilemezdim ki” diyorsun. Bunun gibi bişey yani, yaptığın hiç birşeyden
sorumlu tutulamayacağın bir beş gün. Tabi tam öyle de değil de… çünkü bi de
çıkmayan candan son ana kadar umut kesilmez hadisesi var onun için ağır olmak
lazım… orda da ‘kurtuluş umudu’ devreye giriyor ki, bu tepeye çıkma durumu
sadece galaktik öpüşmeyi net izlemek
için iyi yer kapma mantığıyla mı yapılıyordu acaba yoksa altında bir salvation
ümidi mi yatıyordu? Her insan evladı kurtuluş ümidi taşıyordur elbet
çaktırmadan. Yani dolayısıyla bu şirinceye taşınanları hiç ayıplamadım ben ama
bana sevan nişanyan ters… bir tek o var yani…
Sonra bir de takvimin bir güzelliği daha var: şimdi yıl 360
günde bitince her 361. Gün aynı isimle başlıyor yani mesela doğum günün bizim
takvimde bi yıl pazartesi, öbür yıl Salı, öbür yıl Çarşamba filan diye gidiyor
ya bunlarda öyle değil hep aynı isim. Bu da bir tür burç gibi algılanabilir. Biraz
karışık ama olsun hoş yani.
Neticede kıyamet kopmadı diye mayaları itip kakamamak lazım
kıyamet de göreceli bir fantezi en nihayetinde, bir adrenalin rush, bir ayar
çekme an itibarı ile…
Hepimize iyi ayarlar olsun.
temiz bir uyku çektiğin, ince belli bardakta tavşan kanı, mis kokulu bir sabah bir bakmışsın 2013 olmuş.
Yeni yıl dileğim budur.
sevgiler
Jane

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder